Dergicilik Hakkında!

2012-02-21 09:18:09
 

ZAMAN: BİR BUÇUK AY ÖNCE

MEKAN: EV

Mail kutuma düşen bir mail beni çok sevindiriyor! Moda yazarlığı yapabilir miyim diye soruluyor mailde. Severek kabul ediyorum; ancak kafamda cevap bekleyen onlarca soru var tabii ki.

Herşeye sıfırdan başlıyorum, her zaman belirli bir düzende çalışmaya ve konular listesi belirlemeye çalışan biri olarak hayli zor geliyor tabii. Derin bir sessizlik hakim olsa da bende, az sonra derin bir fırtına kopacakmış gibi hissediyorum. Ve doğru tahmin,kendimle her zamanki gibi kavga etmeye başlıyorum. Neden mi kavga ediyorum? Moda çok büyük bir olgu ve üzerine yazmak için de gerçekten sorumluluk sahibi biri olmanız gerekiyor. Ve gelen eleştirileri de hazmedebilmek için,oldukça sabırlı!

Önümdeki dergi yığınınını incelemeye başlıyorum ve saatlerdir açık duran internette açtığım blogları şöyle bir taramaya başlıyorum. Birden bütün dergileri yerine koyma kararı alıyorum- ufak bir ek hariç- ve blogları da kapatıyorum. Aklımda sadece çok değerli Hacer'in(Yeni) bir sözü var. "Moda gibi geçici bir olgu hakkında zamansız yazılar yazmaya çalışma. Bir an önce okunup bitsin." Ve bu mottoyla yola çıkıp, önümde boş gözlerle bakan Word dosyasına aktarmaya başlıyorum ilk yazımı. Şanslıyım ki,tepkiler olumlu oluyor.

İkinci ve üçüncü yazıyı ise inanılmayacak derecede kolaylıkla yazabiliyorum; çünkü ajandama not aldığım bu konular hakkında yeterli donanıma sahip olduğuma inanıyorum!

ZAMAN: BİR AY ÖNCE

MEKAN: OKUL-EV

Evde üzerimde pijamalarlayım. Sonunda bir asistanım oluyor ve ona gereğinden fazla sorumluluk yüklediğimin de farkındayım! Bir güzellik, bir moda yazısını çok ufak hatalarla da olsa başarılı bir şekilde yazmayı başardığı için oldukça mutluyum! Yeni görevi ise ilişkiler hakkında oluşturacağımız bir dosya konusu için röportaj yapmak! Bingo, telefonuma bir mesaj düşüyor asistanım Duygu'dan, röportaj için koşturmayı sevmediğini ve moda yazmak istediğini söylüyor; ancak mutlu haberi de veriyor-"Röportajı mail adresinize gönderdim!"-

Sabahın köründe okuldayım. Final sınavına çok az bir süre kaldığını farkediyorum ve çalışmaya çalışıyorum. Aklımdan ise yeni yazmaya başladığım bir gençlik dergisine neler yazabileceğim geçiyor!

SONUÇ: Duygu'yla hazırladığımız dosya konusu- ve benim de son dakika hazırladığım bir röportajla birlikte- gerçekten harika görünüyor; ama gençlik dergisi için aynı başarıyı gösteremiyor ve maalesef bir süre ayrılmaya karar veriyorum! Final sınavında şans benden yana oluyor, speaking ve writing bölümlerinde iş hayatıyla ilgili konular karşıma çıkınca tam puan alarak şahane bir ortalamayla bu kuru da tamamlıyorum!

ZAMAN: 14 ŞUBAT 2012

MEKAN: İSTİNYE PARK/ NİŞANTAŞI/KANYON

GQ dergisi için ufak yardımlara gidiyorum. (Editörün Notu: Daha önce de yazmıştım; ama bu yazıyı yazarken bir kez daha yazma gereği duydum. Affola!)Görevlerim "ürün iadesi" ve "ürün toplama". Yani bir nevi styling asistanlığına geri dönüş yapıyorum!

Ofise giderkenki mutluluğum ve heyecanım takdire şayan. "Milyonlarca kızın canını verebileceği bir iş" yapacağım ne de olsa,değil mi? (!)

Ve ofisteyim. Daha doğrusu derginin ürün deposundayım. Ellerimde yığınla torbalar ve şöförümle birlikte İstinye Park'a doğru yola koyuluyorum.

İstinye Park'ta herkes sevgilisiyle birlikte kendini alışveriş çılgınlığına kaptırmışken, ben ellerimde torbalarla çeşitli katlarda tur atıyorum ve yorulmama rağmen güler yüzlü olmak zorundayım. Tam bu sırada dev bir Burberry torbası elime düşmeyi başarıyor ve sağ elimde ufak bir hasar bırakmayı da!

Yaklaşık 45 dakika süren bu görevimden sonrasında Nişantaşı, Kanyon ve İstinye Park'tan ürün toplamaya gidiyoruz. Görevleri tamamlayıp, kibar şöförümle eve gelmeyi başardığımda yarı baygın bir haldeyim!

Bunlar dergiciliğin sadece bazı gerçekleri ve bunları kabullenmek te hayli zor! Bana evvel zamanında röportaj veren Işık Cansu Canayak'ın da dergicilik hakkında dediği gibi muğlak bir meslek ve deneyim kazanmanın pek çok yolu var.

Şimdi gelin ,bazı gerçeklere daha kulak vermeye hazırlanın. Dergicilik öyle bir meslek ki, bir kere materyalist düşünmeye başlıyorsunuz -ki zaten Dünya'nın geleceği de bu yönde emin adımlarla ilerliyor maalesef-karakterinizin iyi yönlerinden pek çok şey kaybedebiliyor ve ne kadar başarılı olsanız da kötü yürekli birine dönüşebiliyorsunuz.

İşte ayılıp bayıldığınız bu sektör ve bana "Dergici olmak için neler yapabilirim?" sorusunun cevabı. Olmadan önce çok iyi düşünün, mantıklı kararlar alın,ailenizle edeceğiniz büyük kavgalara hazırlanın- Maddi açıdan hiç tatmin edici olmaması ve sizi yorması aileniz tarafından bir sorun olarak adlandırılacaktır!- ve unutmadan karekterinizden ödün vermemeye çalışın! İlla bir editörden ilham alacaksanız, lütfen Aslıhan Gündüz gibi olun! İçten, egosuz, samimi ve alanında bilgisi en üst seviyede olan!

xoxo

Jr. Wintour

 

322
0
0
Yorum Yaz